Gündem

Gün pandemiyi ciddiye alma zamanıdır

“Önlemleri almak zamanı”

Cumhuriyet Halk Partisi COVID-19 Danışma Kurulu olarak ülkemize ve insanlığa acil bir çağrımız var. Gün salgına müdahil olma günüdür. Gün pandemiyi ciddiye alma zamanıdır. Göz ardı edilecek her detay daha çok hastalık ve ölüm anlamına gelecektir. Alınmayacak her tedbir, önlemleri almayanları sorumlu kılacaktır. Çünkü Omikron adı ile anılmakta olan yeni endişe verici SARS-CoV-2 varyantı, ülkemiz dahil pek çok ülkede büyük bir hızla yayılmaktadır. Endişe verici varyantlardan beşincisi olan Omikronun, Delta varyantından 2.7-3.7 kat daha bulaşıcı olduğu gösterilmiştir. Omikron varyantı hastalığı daha önce geçirmiş kişilerde de tekrar hastalığa yol açabilmektedir.  Bu nedenle aşıları eksik olan herkes yeniden hastalığa açık hale gelmiştir. Hal böyleyken varyantı önemsememek, varyantın yayılımını azaltacak tedbirleri hayata geçirmemek ihmalden öte bir sorumsuzluktur. Bilimsel araştırmaların ilk verileri Omikron’un neden olduğu hastalığın daha hafif seyirli olduğuna işaret etmekle birlikte, çok sayıda kişinin aynı anda hastalanması ve başta sağlık çalışanları olmak üzere kritik meslek gruplarının hastalık nedeniyle görevden uzak kalması nedeniyle hastalığın toplumdaki yükü çok fazla olabilir. Hiçbir siyasi iktidar, bu karşılanamaz yük ile toplumunu karşı karşıya bırakmamalıdır. 

COVID-19 salgınının sadece aşılama ile kontrol altına alınamayacağı; etkili aşılara ek olarak fiziksel mesafe kurallarına uyulması, kalabalıkların azaltılması, kapalı ortamlarda uygun havalandırmanın sağlanması ve varyantın bulaşmasını azaltacak etkinlikteki maskelerin kullanımının gerekli olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Başka bir ifadeyle, Omicron varyantının yaratacağı sorunları azaltmak yalnızca kişilerin alacağı “Maske, Mesafe, Temizlik” tedbirlerine indirgenemez. Aksine kişisel ve kamusal tedbirler birlikte ele alınmalı ve yurttaşlar pandeminin karşısında savunmasız kendi kaderlerine terk edilmemelidir. Omicron varyantının ülkemizde görülen olgular içindeki oranı tam olarak açıklanmamış olmasına karşın artmaya başladığı gözlenmektedir. Sağlık çalışanlarının ve sağlık sisteminin tükenmemesi ve sağlık kuruluşlarındaki tıkanmaya bağlı olarak ölüm gözlenmemesi için başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere tüm kurum/kuruluşların ve toplumun hazırlıklı olmaları sağlanmalıdır. Üzülerek ifade etmek gerekir ki; yaklaşık iki yıllık salgın sürecinde, ülkemizde, COVID-19 hastalığının tanı, tedavi ve önlenmesine ilişkin olarak eksik, hatalı ve bilimsel olmayan uygulamalarla karşılaşılmıştır. Hastalığın giderek yaygınlaştığı bu dönemde salgının ve her bir olgunun bilimsel bilgiler ışığında yönetilmesi çok önemlidir. CHP COVID-19 Danışma Kurulu olarak sağlığı, yaşamı ve bilimi temel alan önlemler paketini bu vesile ile yeniden hatırlatmak istiyoruz.

COVID-19 Salgın Yönetimi: Yapılması gerekenler

Salgın yönetimi:

Ülkemizde görülen olguların ve kaybedilen kişilerin dağılımı bilimsel epidemiyolojik ölçütlere uygun olarak yaş, cinsiyet, coğrafi yerleşim, meslek ve eşlik eden hastalıklar gibi özellikler dikkate alınarak kamuoyu ve bilimsel camiaya açıklanmalıdır.

Aşılama oranları, kullanılan aşı dozu ve çeşitlilikleri, yaş grupları ve cinsiyete göre toplumla paylaşılmalıdır.

“Tam aşılı” tanımı bilimsel ölçütlere uygun olarak yapılmalı ve gerçek tam aşılı oranı kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Temaslı takibini de içeren filyasyon çalışmaları bilimsel ölçütlere uygun şekilde yürütülmeli ve salgın hızlı testlerin de kullanıma alınmasıyla yurttaşın yaşadığı evde, çalıştığı işyerinde, birinci basamak desteğiyle karşılanmalıdır.

Salgın yönetimi basamaklandırılmış sağlık hizmeti ilkesi doğrultusunda yeniden planlanmalıdır.

Yurttaşların PCR, hızlı ve tükürük testleri dahil olmak üzere tüm tarama ve tanı testleri ile monoklonal antikor ve yeni jenerasyon ilaçlara erişimi ücretsiz olarak kamu güvencesinde sağlanmalıdır.  

Salgınla ilgili Sağlık Bakanlığı dökümanları, sağlık çalışanlarına rehberlik etmek üzere güncel bilgiler ve gelişmeler ışığında güncellenmelidir.

Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu aldığı her kararın gerekçesini topluma açıklamalıdır.

Merkezi yönetim hiçbir ayrım gözetmeden yerel yönetimleri pandemi mücadelesine dahil etmeli, karar ve uygulamaların ortaklaşması sağlanmalıdır. 

Korunma:

Farmakolojik olmayan önlemler

Başta sağlık kuruluşları olmak üzere tüm kamusal mekanlar ve kalabalık nüfusa sahip işyerleri COVID-19 açısından güvenli ve sağlıklı mekanlar haline getirilmelidir. Gereken kurumlarda ultraviyole ve filtre uygulaması hayata geçirilmelidir. Okulların havalandırılması karbondioksit monitörizasyonu ile etkin biçimde izlenmelidir. 

Omicron varyantının bulaşma yolları ve bulaşma hızı dikkate alınarak, kapalı ortamlarda etkin havalandırmanın sağlanması ve bu durumun izlenmesi ve denetlenmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Hastalığın bulaşmasını azaltmak üzere alınan kişisel önlemlerin başında gelen maskelerin standartlara uygun olup olmadığı ilgili kurumlarca denetlenmelidir. Gerek basit (cerrahi) maskeler gerekse N95 veya FFP2/3 türü respiratörlerin ulusal ve uluslararası standartlara uygun olması sağlanmalıdır.

Başta sağlık kuruluşları olmak üzere işyerlerinde çalışan sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemler alınmalı ve izlenmelidir. Sağlık çalışanlarının tümünün kapalı ortamlarda N95 veya FFP2/3 türü maske kullanması sağlanmalı, sağlık kurumları çalışanlarına bu tür maskeleri işveren sorumluluğu kapsamında ücretsiz olarak karşılamalıdır.  

Maske ve respiratörler, belirli durumlarda değiştirilmesi gereken koruyucu malzemeler olup artan fiyatlar nedeniyle temin edilmeleri ve uygun kullanımları giderek güçleşmektedir. Maskelerin ve respiratörlerin, toplumdaki her bir birey ve sağlık çalışanları için uygun koşullarda temin edilmesi sağlanmalıdır.

Okullar, bakım kurumları, cezaevleri, kışlalar gibi kalabalık ortamlardaki kişilere yönelik test kapasitesinin -hızlı antijen testlerinin de sürece dahil edilmesiyle- artırılarak olguların zamanında tanımlanması ve önlemlerin zaman geçirmeden alınması sağlanmalıdır.

COVID-19 tanısı alanlar için izolasyon, temaslılar için karantina süreleri ülkemizin verilerine göre ve bilimsel ölçütler göz önünde bulundurularak belirlenmelidir.

Alışveriş merkezleri gibi kapalı ve kalabalık ortamlara girecek kişilerden son 48 saat içinde yapılmış negatif test sonucu istenmelidir. Hızlı testler mekan girişlerinde uygulanabilmelidir.

Toplu ulaşım yoğunluğunun azaltılması için esnek mesai uygulamasına geçilmeli, pik dönemlerinde evden çalışma koşulları sağlanmalı, toplu ulaşım seferleri azami düzeyde arttırılmalıdır.

Aşılama

Ülkemizde henüz hiç aşı olmamış milyonlarca yurttaşımızın olduğu göz önünde bulundurularak, öncelikle aşı tereddüdü yaşayan kişileri hedefleyen etkili aşı kampanyaları düzenlenmelidir. Kimi ülkelerde gerçekleştiği gibi düzenlenecek aşı kampanyalarında hedef gruba özgü sosyal, ekonomik ve kültürel motive edici uygulamalar hayata geçirilmeli, yerel inisiyatiflerden destek alınmalıdır. Söz konusu kampanyalar hedef gruplara özgü olarak kişi merkezli, çok dilli ve çok kültürlü bir yapıda olmalıdır. 

Çok geç kalınmış bir uygulama olarak 5-11 yaş grubunun aşılanması sağlanmalı ve bu çerçevede mRNAaşısının uygun doz versiyonu ülkemize kazandırılmalıdır. 

Omikron varyantına karşı inaktif aşıların etkinliğinin düşük olduğunu gösteren bilimsel yayınların sayısı giderek artmaktadır. Ülkemizde de kullanılmakta olan inaktif virüs aşısı Sinovac-Coronavac aşısına ilişkin olarak da omikronvaryantına karşı düşük etkinlik gösterdiğine ilişkin farklı ülkelerden yayımlanmış veriler mevcuttur. Bu durumda özellikle risk  grubu içersinde yer alan kişilere inaktif aşılar yerine omikrona karşı çok daha etkili olduğu kanıtlanmış olan mRNA aşıları (ülkemizde Pfize-Biontech şirketinin ürettiği Comirnaty) uygulanmalıdır.

Ülkemizde geliştirilmiş olması memnuniyet verici olan Turkovac aşısına ilişkin faz 1, 2, 3 çalışmalarının verileri en kısa sürede bilim insanları ve toplumla paylaşılmalıdır. Turkovac aşısının kitlesel uygulamasına aşının güvenli ve etkili olduğuna ilişkin bilimsel kanıtlar yayınlandıktan sonra geçilmeli, en kısa sürede aşının omicron varyantına olan etkisi ortaya konulmalıdır. Bir ihtiyati tedbir olarak bu sonuçlar alınana kadar mRNA aşılanmasına ağırlık verilmelidir. 

Tanı aşaması

Olguların hızla artmakta olduğu bu dönemde tanı kapasitesinin yetersiz kalmaması için malzeme ve iş gücü açısından gerekli önlemler alınmalıdır. Şu anda yetkili laboratuvarların %57’si özel %43’ü kamu kurumlarında bulunmaktadır. Yetkili kamu laboratuvar sayısı hızla arttırılmalı ve test olanaklarına erişim kolaylaştırılmalıdır.

Omicron varyantının rutin olarak taranmasına yönelik PCR testleri yaygınlaştırılmalı ve tüm laboratuvarlar için temin edilebilir kılınmalıdır.

Hızlı antijen ve tükürük testlerinin tanı ve tarama amacıyla rutin kullanıma girmesi ve bu testlerin evlerde ücretsiz olarak kullanımı sağlanmalıdır.  

Sekanslama ve benzeri yöntemlerle olası yeni varyantların ortaya çıkışı izlenmeli ve gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır. Bu amaçla özellikle üniversitelerin katılımıyla genomik analiz platformu oluşturulmalıdır.

Hastanelerin hizmet ve alan kapasitesini aşan test ortamları değiştirilmeli, yurttaşların güvenle ve çok sıra beklemeden başvurabilecekleri test mekanları hastane dışı ortamlarda yaratılmalıdır.

Tedavi aşaması

COVID-19 hastalığının seyri ve klinik belirti/bulguları konusunda toplum şeffaf bir şekilde bilgilendirilmelidir. 

oplum tabanlı algoritma yaklaşımı hazırlanmalı ve yurttaşlara duyurulmalıdır. Olguların büyük çoğunluğunun hastalığı evde dinlenerek geçirebileceği, ateş düşürücü dışında herhangi bir ilaca gerek olmadığı ancak nefes darlığı, solunum sıkıntısı gibi belirtiler olduğunda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği topluma anlatılmalıdır.

COVID-19 tanısı alan kişilere telefon edilerek Favipiravir ilacı kastedilerek “ilaç istiyor musunuz?” sorusunun yöneltilmesine son verilmeli, yurttaşlar uzman olmadıkları konuda sorumlu olmaya zorlanmamalı ve aksi bilimsel bilgi oluşmadığı sürece Favipiravir kullanımına tümüyle son verilmelidir. 

Yakın geçmişte “Remdesivir” örneğinde yaşandığı gibi bugün itibariyle “Molnupiravir” isimli ilacın ücret karşılığında yasa dışı/kaçak yollardan temin edildiği bilinmektedir. İvedilikle bu durum etkin müdahale ile önlenmelidir.

COVID-19 tedavisinde etkili olduğu bilimsel araştırmalarla gösterilmiş ve gösterilecek olan her tedavi endikasyon dahilinde gerekli hastalar için ücretsiz olarak temin edilmelidir. Bu bağlamda ivedilikle COVID-19 tedavisinde riskli gruplarda kullanılmak üzere geliştirilen ve dünyada kullanıma giren “yeni” ilaçlar (monoklonalantikorlar, Paxlovid) ülkemizde de riskli gruplarda kullanılmak üzere ücretsiz olarak temin edilmelidir.Cumhuriyet Halk Partisi COVID-19 Danışma Kurulu olarak, bilimsel araştırmaların COVID-19 salgınının olabilecek en az hasar ve yıkımla atlatılmasında gelir başta olmak üzere toplumdaki eşitlik halinin belirleyici olduğunu gösterdiğini biliyoruz. Tüm dünyada ülkelerin pandemikarnesi, aslında onların eşitlikçi ve özgürlükçü yapısı ile doğrudan ilişkili olarak şekillenmektedir. Bu nedenle pandemiye karşı yürütülecek politikanın tıbbi alanla sınırlanmayıp, ülkenin eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesi ile harmanlanması gerektiğini vurgulamayı hayati bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı